Heykel maskesi
Yazar ve Kitabı anlatan görsel buraya

Özet Yorum

Orhan Pamuk’un değerli eserlerinden Masumiyet Müzesi, okurunu ilk âşık olduğu çağlara yolculuğa çıkarıyor. Gençliğinize yapacağınız bu yolculukta rakı ile özdeşleşecek, bir sigara yakacak ve bol bol Türk sanat müziği duyacaksınız kulaklarınızda.

Kemal’in Füsun’a olan aşkı, Sibel’in Kemal yüzünden yaşadığı hayal kırıklıkları ve dönemin İstanbul’u…

Bu öyle tutkulu bir yolculuk ki zaman zaman Zeki Müren’i görebilir, Taksim’in arka sokaklarında kaybolabilir ve yolun sonunda çiçek pasajında kendinizi rakı içip Türk sanat müziği dinlerken bulabilirsiniz.

Kitap Alıntıları Buraya

Eserin Ruhu

"Bana yalan söylemeni isterdim aslında...

Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler."

Kemal Basmacı gibi siz de her yerde onun yüzünü görecek, onun sesini duyacaksınız.

Okurunu; saplantı ile fedakârlık arasında çelişkide bırakan eşsiz bir eser. Eseri okurken, bu yaşananlar gerçekten yaşanmış mıdır diye sorguladığınız, bittiğinde hikâye nasıl devam ediyordu diye merak ettiğiniz...

Daha fazla yorum

Zengin oğlan fakir kız itemini içinde klişeden bir hayli uzakta barındıran eserde, Kemal’in Füsun’a, Füsun’un Kemal’a olan aşkı anlatılmak istenmiş. Ancak yanlış anlaşılmasın. Nasıl ki âşık olduğumuzda, söyleyecek güzel söz bulmakta zorlanıyorsak, yazar tam da bu suskunluğu en somut şekilde aktarmış okuruna.

 

“Sonu mutlu biten bütün aşk hikayeleri, birkaç cümleden fazlasını hak etmez zaten!”

Kitabın her bölümü bittiğinde başka bir yargı ile yaklaşacağınız Kemal ile Füsun, eseri bitirdiğinizde tam da her insanın sahip olduğu tüm benlik biçimlerini içinde barındırıyor. Öyle ki Orhan Pamuk bu eserini kaleme aldıktan sonra, bir eserden çok yaşamını devam ettiren bir benlik ortaya koyduğunun farkında mıdır?

Daha daha daha fazla yorum

“Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.”

Tekstil fabrikatörü bir babanın oğlu olan Kemal Basmacı, aile dostları olan ailenin güzel kızı Sibel ile sürdürdüğü aşkı ve nişanlılığa giden yolculuğu, butikte çalışan ve uzun yıllardır görmediği uzak akrabası Füsun’u gördükten sonra kafasının karışmasını anlatarak başlıyor. Öyle ki, sadece kitabın kahramanı Kemal’i değil, dönemin (1975) İstanbul sokaklarını, bekâret konusundaki algısı henüz yeni modernleşmekte olan Türk toplumunu, statü ve bakış açısını da içinde barındırıyor. Eserin ağır akan ama kana karışan yapısı da okurun zamanla karakterler ile özdeşleşmesini sağlıyor.

Sırf bu sebeple sizlere diğer özet bilgiler gibi sadece Kemal, Füsun ve Sibel’in hayat hikâyelerinden kesit sunmak yerine yazarın bu eseri müzeleştirmesinden bahsetmeyi daha doğru buluyorum. Kemal Basmacı’nın yakın arkadaşı Orhan Pamuk; Kemal’in gizlice topladığı Füsun’un eşyalarından ve hatta sigara izmaritlerinden (4213 adet) oluşan bir müze yaptığını ve bu müzeyi oluşturmak için on yıl boyunca büyük emekler harcayarak, müzecilik ve müzecilik tarihi üzerine araştırmalar yaptığını, Türkiye’de, Avrupa’da ve Asya’da birçok müzeyi gezerek “masumiyet müzesini” oluşturduğunu söylemem gerekir.

Soluksuz okuyacağınız bu eseri ister okumadan önce, ister okurken, isterseniz bitirdikten sonra ziyaret edebilirsiniz.

İpucu: kitap satın aldığınızda içinde 1 adet bilet bulunmaktadır. İyi gezmeler.

“herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım.”